Zorunlu eğitimin son 4 yılının yani lise döneminin “zorunlu” olmaktan çıkarılması bir süredir tartışılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı cephesinde “ara eleman” istihdamı sorunun çözülmesi için bunun gerekli olduğunu düşünenler bulunurken, eğitimciler lisenin zorunlu eğitimden çıkarılmasının çocuk işçiliği ve kız çocuklarının eğitim dışına itilmesi riskini artıracağını söylüyor. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Ekber Şahin, “Lise eğitimi zorunlu eğitim kapsamından çıkarılarak ‘hayatın reddedilmişleri’ eğitim sistemi dışına itilmek istenmektedir. Bu şekilde uluslararası karşılaştırma sınavlarında başarılı ve eğitimde niteliği artırmış görünmek amaçlanmaktadır” dedi.
Zorunlu eğitimin, eğitim hakkına ulaşmada önemli bir işleve sahip olduğunu vurgulayan Prof. Şahin, şöyle devam etti:
“Lise eğitiminin zorunlu eğitim kapsamında tutulup tutulamayacağını tartışmak yerine herkese lise düzeyinde nitelikli bir eğitimin neden verilemediğinin tartışılması gerekir. Ayrıca liselerdeki disiplin problemleri yine ‘hayatın reddedilmişlerini’ sistem dışına iterek çözülmeye çalışılmaktadır. Lise eğitimini zorunlu eğitim dışında tutma niyeti siyasal gerekçelere de sahiptir. Bugün her türlü şiddete, orantısız güce, insan haklarına ve hukuka aykırı uygulamalara rağmen anayasal haklarına ve geleceğine sahip çıkmaya çalışan, demokratik ve barışçıl gösteri hakkını kullanan öğrencilerimiz lise eğitimi almış ya da almakta olan öğrencilerdir. Liseli, üniversiteli öğrencilerin hak arayışında olmaları şaşırtıcı değildir. Ezenler hiçbir zaman ezilenlerin özellikle eğitim yoluyla özgürleşmesini istemezler. Her bireyin mutlaka nitelikli bir lise eğitimine devamı sağlanmalı, üniversiteye erişim yolu açık tutulmalıdır. Lise eğitimini zorunlu eğitim kapsamından çıkarma niyeti ekonomik gerekçeler de içermektedir. Yönetenler, lise eğitimini zorunlu eğitimin dışında tutmayı bir tasarruf tedbiri olarak görmekte, kısa yoldan eğitimin maliyetinin düşürmeyi hedeflemektedirler. Liseye devamın zorunlu olmaktan çıkarılmasıyla sermaye çevreleri için ucuz işgücü yaratılacak ve üretimin maliyeti düşürülecektir.”
NASIL OLMALI?
Araştırma sonuçlarının, ilkokula başlama yaşının 72 aydan önce olmaması gerektiğini gösterdiğini belirten Şahin, “Bu nedenle zorunlu eğitimin yapısı en az bir yıl süreli okul öncesi eğitim, 6 yıl süreli ilkokul, farklı bir tür barındırmayan 3 yıl süreli ortaokul ve 3 yıl süreli tür çeşitliliği azaltılmış liselerden oluşmalıdır” diye konuştu.
ÖZGÜR VE EŞİT BİR TOPLUM İÇİN
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel de “‘Lise eğitimi zorunlu olmalı mı’ sorusu yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda sosyolojik, ekonomik ve ideolojik bir sorudur. Bu dönemi tüm gençler için erişilebilir ve zorunlu kılmak; toplumsal eşitlik açısından fırsatları dengeler, ekonomik kalkınma için nitelikli insan kaynağı oluşturur, kültürel dönüşüm ve demokratik bilinç açısından katkı sağlar” dedi.
Özellikle dijital çağın hızla dönüştürdüğü işgücü yapısında, yalnızca temel eğitimle yetinmenin bireyi ve toplumu geri bırakma riskini taşıdığını vurgulayan Prof. Yüksel, şunları söyledi:
“Atatürk’ün eğitim devrimleri, bireyin düşünsel özgürlüğünü esas alır. Bu nedenle lise düzeyinde eğitimin herkes için ulaşılabilir ve teşvik edilen bir yapıda olması, onun vizyonunun doğal bir devamıdır.
Lise eğitimi, özellikle kız çocukları için erken yaşta evlilik, istismar ve yoksulluğun zincirini kırmanın ilk adımıdır. Bugün Türkiye’de lise eğitimi fiilen yaygınlaşmış olsa da hâlâ ekonomik, sosyal ya da kültürel engeller nedeniyle binlerce genç bu hakkı kullanamıyor. Zorunlu lise eğitimi; yalnızca bir yasal düzenleme değil, toplumsal bir irade beyanı anlamına gelir. Lise eğitimi zorunlu olmalı; çünkü çağdaş, özgür ve eşit bir toplumun temeli ancak bu şekilde atılabilir.”
More Stories
İtalyan köyü Louvre’a karşı
Buyaz Şiir Onur Ödülü Bilsen Başaran’a verildi
Antik mitolojilerden modern ekranlara! Sinemanın görsel destanları